Özel Potansiyel Yetenekliler Araştırma & Eğitim Merkezi

Püyed Akademi

Kurumunuz Hakkında Bilgi Almak İstiyorum.

Birkaç Kelime İle Biz.

Özel Potansiyel Yetenekliler Araştırma & Eğitim Merkezi 2014 Yılından bu yana üstün zekalı ve üstün yetenekli çocukların tespit edilerek okul öncesi dönemden başlayıp, eğitim süresinin sonuna kadar aile, toplum ve eğitim alanlarında desteklenmesini, geliştirilmesini, eğitimlerinin zenginleştirilmesini sosyal ve kültürel etkinliklere katılım sağlanması amaç edinmiştir. Bu ülkenin geleceği olan çocuklarımızı, bu ülkenin değerleri ile yetiştirmeyi amaçlamış kuruluş olan Özel Potansiyel Yetenekliler Araştırma & Eğitim Merkezi yetenek ve nitelikleriyle farklı olan çocuklarımıza farklı bir eğitim, farklı bakış açısı ve özgün bir eğitim ortamını sunma amacındadır.

Üstün Zekalı ve Üstün Yetenekli öğrenciler farklı ve özel bir eğitime ihtiyaç duyar. Başarıya ulaşmaları, mutlu olmaları, ihtiyaçlarını gidermeleri için özel eğitim şarttır. Fakat Türkiye’de üstün potansiyelli çocukların kendilerini ait hissedecekleri bir okul, eğitim programı veya kurum bulmak neredeyse imkânsızdır. Bu yüzden, Özel Potansiyel Yetenekliler Eğitim Kurumlarını kurmaya karar verdik. Öğrencilerin yalnızca hafta sonu bir gün değil, her gününü keşfetmeye, üretmeye, kendini gerçekleştirmeye yönelik üst düzey çalışmalar yapmalarını, kendi zihinsel akranları ile bir arada eğitim alıp daha mutlu olmalarını istediğimiz için…
ÇÜNKÜ BASİTSE SIKICIDIR.

Kurumumuz kuramsal temelinde; Üçlü Halka Zeka Kuramı (J. Renzulli) yaklaşımını benimsemiş ve yaratıcılık ile problem çözme üzerine yapılan araştırmalar temel alınarak şekillendirilmiştir. Müfredat oluşturma ve farklılaştırma çalışmalarının temelini ise Başarılı Zeka Kuramı’nı oluşturan unsurları gözetmektedir. Özel Potansiyel Yetenekliler Eğitim Kurumları aynı zamanda eğitimlerinde TABA Kritik Düşünme Stratejilerini kullanmaktadır

Tüm eğitim planlamalarımız sınıf seviyelerinin altına düşmemek kaydıyla, öğrenci hızına göre belirlenir ve mutlaka zenginleştirilir. Her öğrencimizin öne çıkan yetenekleri desteklenerek bu yeteneklerin daha da gelişmesi sağlanır.

Butik bir okula göre oldukça kalabalık bir ekip ile çalışmamızın bir sebebi var. Öğretmenlerimizin çoğu alanında lisansüstü/doktora düzeyinde uzmanlaşmakla birlikte tüm çalışma arkadaşlarımız yenilikçi, idealist, yeri geldiğinde ‘bilmiyorum ama araştırayım’ demeyi bilir, çocuklarla birlikte öğrenir, deneyime önem verir, kendisini sürekli yeniler, geliştirir ve bizlere de vizyon katar.

Genel eğitim yaklaşımında çocuklara eğitim vereceğim derken çok önemli bir şeyi göz ardı edilir: GÖZLEMLEMEK. Oysa ki birçok sorun, çözüm, ilgi, yetenek yalnızca gözlemleyerek fark edilebilir. Bu nedenle derslerimizde genelde iki eğitimci bulunur. Biri yalnızca gözlemler ve not alır. Bu notları haftalık olarak raporlaştırır, velilerimize iletiriz.

Her çocuk farklı hızla, farklı şekilde öğrenir. Bu nedenle gerek öğrenme biçimleri ile ilgili, gerekse tutumları ile ilgili bilimsel ölçekler uygularız. Gözlem yapar, öğrenci profilleri oluştururuz. Böylece çocuğa neyi nasıl sunacağımızı daha iyi öğrenir, ona göre hareket ederiz. Sınıflarımızdaki öğrenci sayılarımızı ise 8-10 arasında tutarız. Her sınıfta iki eğitimci ile birlikte her sınıfta her çocuğa bireysel yaklaşmamız kolaylaşır.

Çocuğa yönelik gerçekçi değerlendirmeler yapmanın öğretmenliğin etik değerlerinden biri olduğunu düşünürüz. Bu nedenle karşılaştığımız olumsuz durumları da aileye doğrudan bildiririz ve çözüm önerileri sunarız. Böylece çocuğun gelişimine yönelik bir sorun saklanmamış olur ve aile ile işbirliği içinde çözüme yönelik çalışmalar yaparız.

Dünyada kullanılan en etkili duygusal zeka beceri geliştirme programlarından biri olan Secondstep – İkinciAdım Duygusal Zeka Beceri Geliştirme Programını uygularız. Duygusal Gelişimi ön – son test ile ailelerimize raporlarız.

Zaman değerlidir. Üstün potansiyelli çocukları zaten bildikleri şeyleri tekrar öğretmeye çalışarak oyalamayız. Gerek bireysel olarak üst düzey performans gösterdiği alanlar olsun, gerekse geliştirilebilir alanlar olsun, tek hedefimiz öğrenci hangi alanda neredeyse bir adım ötesine taşımak. Bunu da belirli bilimsel eğitimsel stratejileri ve öğretim metotlarını kullanarak yaparız.

Dil eğitimini deneyimle birleştirmek olmazsa olmazımızdır. Bu nedenle dil eğitiminde pratiğe daha fazla önem vermekteyiz. İlkolumuzda öğrencilerimizin ilk yılında İngilizce dışında Çince öğretimini adım adım gerçekleştirirken okullarımızda haftalık ders saatinin 1/4ini yabancı dile ayırdık. Okullarımızda ikinci yıldan itibaren seçmeli olacak 2 dil ise Rusça, Fransızcadır.

Üstün potansiyelli çocuklara sunulan eğitim, geleceğin normal eğitim seviyesinin üst noktası olarak görülür. Bazen zenginleştirme, hızlandırma, farklılaştırma gibi stratejiler veya diğer öğretim yaklaşımları da üstün potansiyelli bireye yetmeyebilir. O bireyin, artık, bir alanda derinlemesine çalışması gereklidir. İşte tam burada PuyedMentor devreye girer.

Kurumlarımızda hiçbir fazlalık bulunmaz. Göz alıcı ama özünde hiçbir faydası olmayan materyallerden arındırılmış, sade, yalnızca gerekli olanın sunulduğu fiziki ortamlarda ders işlenir. Bol bol gökyüzüne bakalım diye okul binasının kapladığı alanın 3 katı kadar bahçesi vardır. Hem zaten…içeride de pek durmayız. Çünkü bakmamız gereken tarım ürünlerimiz var.

Bir çocuğa yönelik en büyük hayalimiz; o çocuğun kendini gerçekleştirmesi yolunda bir adım daha ileriye gitmesi için yol arkadaşlığı yapmaktır. Bu nedenle tüm birimlerimiz eş zamanlı çalışır. Anlık durum değerlendirmesi ve sorun çözümü için hızlı dönüt verilir. Böylece yol arkadaşlığımız rastgele değil, hayatın olağan akışı içinde kendiliğinden gelişir, yeşerir…

“Okulda başarı için eğitim” demek yerine “Hayatta Başarı İçin Eğitim” diyoruz. Bu nedenle yapılandırdığımız tüm eğitim içerikleri gerçek yaşam becerileri içerir. Hiçbir zaman çocukları yarına hazırlama telaşı içinde olmayız; onları öncelikle bugüne uyandırırız. Yarına birlikte ışık tutarız.

Doğayla barışık ve onunla iç içe olabilen bir karakter, ömrü boyunca kendini ayakta tutabilir ve her zorluğu aşmaya enerji bulabilir. Doğayı anlayan, tüm canlıları kucaklayabilen bir insan, kendini daha iyi konumlandırarak çevresindeki insanlara da saygı duyar. Doğada çok vakit geçiren kişilerin odaklanma, konsantrasyon, stres, dürtüsellik, dikkat dağınıklığı gibi durumlarda hep daha pozitif gelişim sergilediği gözlemlenmiştir. İnsan, doğanın bir parçasıdır. Ve önce parçası olduğu bütünü kavramalıdır.